1 Mart 2018 Perşembe

La Casa De Papel efsanesi.


Merhaba,

Bu yazımı izlediğim en efsane dizi diyebileceğim "La Casa De Papel" için hazırladım. Orta seviye spoiler var. Henüz izlememiş ya da 2 sezonu da bitirmemiş olanlar tarayıcı sekmesini kapatırlarsa iyi olur.


Neden Efsane?
La casa de papel sadece sıradan bir soygun dizisi değil, aynı zamanda çok kuvvetli felsefi ve siyasi mesajları içinde barındıran bir dizi. Sosyalizmin gerekliliği, kapitalizmin acımasızlığı ve saçmalığı cümlelerle anlatılmıyor. Ancak kurgu, oyuncuların mükemmel performansı ve harika ötesi müzikler bir voltran oluşturup mükemmel bir duygu bütünlüğü yaratıyor. Sosyalizm'i Sosyalizm ile en alakasız izleyiciye dahi bu sayede anlatabiliyor, benimsemesini sağlayabiliyor. Bu yönü ile sosyalist siyasetcilerin uzun yıllardır beceremediği bir şeyi de başarıyor bir anlamda.

İçerisinde felsefi olarak da bir kamyon malzeme var. Örnek olarak Denver ve Monika aşkında stockholm sendromu olarak adlandırılan meselenin bir tarafının da aslında sınıf farklılığı ortadan kalkınca iki farklı sınıf içerisindeki insanın nasıl yakınlaşabileceği betimleniyor. Denver'in babası ile olan tartışmaları da ise, baba Moskova sınıf farklılıklarına vurgu yapıp Monika'nın Denver için yanlış bir şeçim olduğuna inanıyor ve oğlunu ikna etmeye çalışıyor. Denver ise asi bir sosyalist gibi davranıp babasına postayı koyuyor.

Kurgu içerisinde elbette saçma yerler var, yapım daha da efsane olabilirdi, ancak hiç eleştiresim gelmiyor. Gözlerimi yaşartan, ayağa kalkıp alkışladığım, küfürler ettiğim(üzgünüm tokyo) yerler oldu. Yeteneği sırıtan, bu buraya olmamış diyebileceğimiz hiç bir karakter yok. İspanyollar hakikaten yetenekliymiş, öğrenmiş oldum böylece. Müziklerine de  hiç laf yok.  Bella Ciao ile birlikte favorim olan soundtrack de aşağıda.



Yazılacak çok şey var dizi hakkında, ama geç oldu. Adios!